16 Şubat 2013 Cumartesi

Babacan: Hedefimiz Rusya'ya ihracatı artırmak

G-20 ülkeleri maliye bakanları toplantısı için Moskova’da bulunan BaÅŸbakan Yardımcısı Ali Babacan, Rusya ile 100 milyar dolar ticaret hedefi için çalıştıklarını, bunun için de Rusya’ya yönelik ihracatın artmasının zorunlu olduÄŸunu söyledi.Cihan Haber Ajansı’na(Cihan) özel açıklamada bulunan Babacan, küresel ekonomide yaÅŸanan geçici sükunetin uzun sürmeyebileceÄŸi ve köklü çözümlerin halen üretilmediÄŸi uyarısında bulundu. Rusya ile dış politikada farklı bakışların ikili iliÅŸkilerin dışında tutulabildiÄŸine deÄŸinen BaÅŸbakan Yardımcısı, OrtadoÄŸu’da yaÅŸanan deÄŸiÅŸim sürecine Türkiye’nin teknik anlamda katkı saÄŸladığını vurguladı.

G-20 toplantıları vesilesi ile küresel ekonomi, ABD ve Avrupa ekonomileri, Japonya’da yaÅŸanan geliÅŸmeler ve bunlarla ilgili bakış açılarını paylaÅŸma imkanı bulduklarını ifade eden Babacan, “Özellikle Türkiye ekonomisindeki geliÅŸmeler ve bu ekonominin performansıyla ilgili katılımcılara bilgi verdik. Küresel ekonomi ÅŸu anda nisbi sakin bir dönemde. Ama bu sükunet uzun sürmeyebilir. Sorunlar hala duruyor. Bu sorunlara köklü çözümler halen üretilebilmiÅŸ deÄŸil. Ülkelerin borçluluÄŸu devam ediyor. Pek çok ülkede iÅŸsizlik artmaya devam ediyor. Dolayısıyla piyasalardaki bu sakin dönemi iyi kullanıp, doÄŸru kararlar vererek doÄŸru adımlar atmak lazım. Bir an önce hızlı ÅŸekilde reformlar yapmak lazım. Bunlarla ilgili mesajlar verdik.” dedi.

TÜRKİYE’NİN GÜNDEMİ RUSYA’YA İHRACATI ARTIRMAK

Rusya’nın Türkiye’nin en büyük ticari ortaklarından biri olduÄŸunu ve ikili iliÅŸkilere son derece önem verdiklerini kaydeden BaÅŸbakan Yardımcısı, “Rusya’dan yoÄŸun doÄŸalgaz ve petrol alımımız var, ama aynı zamanda giderek artan bir ihracatımız söz konusu. Rusya aynı zamanda Türk müttehitlerin yoÄŸun faaliyet gösterdiÄŸi bir ülke. Ve yeni yeni projelerle bu hizmetler geliÅŸiyor. Fakat önümüzdeki dönemlerde özellikle Rusya’dan Türkiye’ye doÄŸrudan yatırımların artması için çaba içerisinde olmamız gerekecek. Rusya her ne kadar en büyük ticari ortaklarımızdan olsa da, ticari denge aleyhimize. Çok ithalat yapıyoruz, ama ihracat bunun yanında oldukça az. Dolayısıyla önümüzdeki dönemde en büyük gündem maddemiz Rusya’ya yönelik ihracatımızı nasıl artırmak olacak. Türkiye’nin Rusya’ya olan yatırımları nasıl artar bu olacak. Akkuyu nükleer santral projesi devam ediyor, önemli proje. Türkiye ve Rusya arasında iÅŸbirliÄŸin en somut göstergelerinden biri. Aynı zamanda karşılıklı güvenin bir göstergesi. Nükleer enerji konusunda iÅŸbirliÄŸi yapmak ve beraber çalışıyor olabilmek çok önemli. Tabii ki 100 milyar dolar hedefimiz var, bunu açıkladık. Bir yandan enerji ihtiyacımız artarak devam edecek. Dolayısıyla Rusya’dan ithalatımızın artması da doÄŸaldır. Gerçi bu fiyatlara da baÄŸlı. Ama miktarın artacağı gerçek. Ama dediÄŸim gibi asıl önemli hedef Rusya’ya yönelik ihracatımızın artması. Konuyla ilgili baÅŸta Ekonomi Bakanlığı olmak üzere ilgili birçok kuruluÅŸumuz yoÄŸun çaba gösteriyor. Burada gümrükle ilgili sıkıntılarımız vardı, ama önemli ölçüde çözüldü. Bu konularda ufak tefek ÅŸeyler olur, ama önemli ölçüde sorunlarımız çözülerek devam ediyor. Türk ürünlerinin kalitesi ve fiyatları ortada. Yeter ki Rusya’da olumlu bakış açısı devam etsin.” deÄŸerlendirmesinde bulundu.

SURİYE’NİN İLİŞKİLERİ ETKİLEMEMESİ İÇİN TARAFLAR HASSAS DAVRANIYOR

Rusya ile dış politikada çok ortak yönlü politikalar geliÅŸtirildiÄŸine deÄŸinen Babacan, “Bu konuda Rusya ile çok yakın istiÅŸare içindeyiz. OrtadoÄŸu baÅŸta olmak üzere birçok konu ele alınıyor. Åžanghay İşbirliÄŸi Örgütü’ne (ŞİÖ) diyalog ortağı olarak giriyoruz. Bu baÄŸlamda da Rusya ile iliÅŸkilerimiz önem taşıyor. Ama bazı spesifik konularda da görüş ayrılığımız olabiliyor, bu da doÄŸaldır. Her ülke arasında olabiliyor. Suriye konusunda farklı bakış açılarımız oldu, bu belli. Ama bu konunun ikili iliÅŸkileri etkilememesi için her iki tarafta da hassasiyet var. Rusya ile sorunlar çözülecekse diyalog yoluyla çözülecek. Bunun baÅŸka çaresi yok.” ifadelerini kullandı.

TÜRKİYE ORTADOÄžU’DAKİ DEĞİŞİME TEKNİK DESTEK VERİYOR

OrtadoÄŸu’da yaÅŸanan sürecin kolay olmadığını, her ülkenin kendine özgü zorlukları olduÄŸunu vurgulayan BaÅŸbakan Yardımcısı, “Her ülke farklı farklı deÄŸiÅŸimlerle bu dönüşümünü saÄŸlayacak. Kimi ülkelerde hızlı olacak kimi ülkelerde ise daha yavaÅŸ olabilir. ÖrneÄŸin Tunus’un bakıyorsunuz siyasi sıkıntıları ortaya çıkıyor. Öte yandan Libya’da güvenlikle ilgili sorunlar var. Mısır’ın da kendisine has zorlukları var. Ama tüm dönüşümlerin sonunda hedeflenen demokrasidir, özgürlüklerdir, insan haklarıdır, hukukun üstünlüğüdür. Dolayısıyla bunlar doÄŸru hedefler, ama bu hedeflere ulaÅŸmak için sancılı süreçler yaÅŸandı ve yaÅŸanacak. Kısa vadede zorluklar olacak, ama uzun vadede Türkiye’nin son 10 yıldır kendini geliÅŸtirmeye çalıştığı pek çok alan neyse tüm bu alanlarda bu ülkelerin daha iyi performans koyacaklarını bekliyoruz. Türkiye olarak bu dönüşümleri kolay yapabilmeleri için teknik destek veriyoruz onlara. Finansman desteÄŸi veriyoruz, hem siyasi hem ekonomi reformları daha iyi yapabilmeleri için ekipler gönderiyoruz, heyetler kabul ediyoruz. Mısır’a 2 milyar dolar finansman imkanı saÄŸladık. Tunus’a 500 milyon dolar hibe ve kredi saÄŸladık… Dolayısıyla hem teknik destek hem finansman desteÄŸi ÅŸeklinde bu ülkelere destek veriyoruz. Türk ekonomisi üzerindeki bu geliÅŸmelerin etkisi son derece sınırlı. Suriye sorunuyla ilgili gelen mültecilerin masrafları oldu ve bunlar olacak. KomÅŸuda problem yaÅŸanırken, bizim sorunlara sırt çevirmemiz mümkün deÄŸil. Bu yaptığımız insanlığın gereÄŸi.” ÅŸeklinde konuÅŸtu.

AB İÇ SORUNLARI İLE UĞRAŞMAKTAN ARAP BAHARI İLE İLGİLENEMİYOR

Avrupa BirliÄŸi’nde yaÅŸanan ekonomik durgunluk sürecinin OrtadoÄŸu’da enerji kaynakları üzerinde mücadele sürecini baÅŸlattığı ve Arap Baharı’nı ortaya çıkardığı yönündeki iddiaları deÄŸerlendiren Babacan ÅŸu tespitlerde bulundu: “AB’de yaÅŸanan krizle, bu ülkelerde baÅŸlayan dönüşüm süreci arasında bir baÄŸlantı kurmak yanlış. Zaten bu ülkelerin bir dönüşüme ihtiyacı vardı. Pek çok konuda birikmiÅŸ bir sıkıntı vardı. Bu ülkelerdeki insanlar dışarıdaki geliÅŸmeleri çok rahat gözlemleyebiliyor. Sosyal medya aracılığıyla görüşlerini paylaÅŸabiliyorlar, küçük uydu anteniyle dünyayı izleyebiliyorlar. Bugün 22 ülkede Arapça konuÅŸuluyor. Bir Arap genci 2 satır twitter attığı zaman 22 ülkede 100 binlerce Arap bunu okuyor ve deÄŸerlendirmede bulunuyor. Kaçınılmaz bir ÅŸekilde toplumlar daha açık hale geliyor. Böyle açık halkın kapalı rejimlerle, diktatörlüklerle yürütmek mümkün deÄŸil. Biz bunu zaten muhataplarımıza söylüyorduk. DeÄŸiÅŸin diye. Ya bunu kendi ellerinizle yapın kendi ülkenizdeki dönüşüme liderlik yapın ya da bu baskı gelecek bu sefer dönüşüm sizi zorlayacak. Dolayısıyla önümüzdeki dönem enteresan olacak. Türkiye’nin örnek ülke oluÅŸu ortaya çıktı. Biz bunu planlamadık. Yani illa model bir ülke olalım diye bir derdimiz olmadı, ama Türkiye’de olanlar baÅŸka ülkeler için bir ilham kaynağı oldu. Yani bunun AB kriziyle ilgili bir baÄŸlantısı yok. Tam tersi AB bu ülkelerdeki dönüşümlere ilgisiz kaldı. Tabii Libya dışında, orada petrol vardı ekonomik çıkarları vardı. Ama onun dışındaki ülkelere AB bakamıyor bile, kendi iç sorunları var.”


Babacan: Hedefimiz Rusya'ya ihracatı artırmak

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder